HATA DÜZELTİLDİ! Üye kayıtlarındaki problem

giderilmiştir. Üye olabilirsiniz.

Eğer üye girişi yaparsanız sitemize eklediğiniz

her şey otomatik yayınlanacaktır beklemeye

son diyorsanız buraya tıklayarak üye girişi

yapabilirsiniz. Eğer hala sitemize üye değilseniz

buraya tıklayarak üye olabilirsiniz.


Opensuse 11.0 çıktı.


novell ve amd sponsorluğunda geliştirilen opensuse, 11.0 sürümüne ulaştı. geliştirilmiş ses ve paket yönetimine sahip opensuse 11.0, openoffice 2.4 ve banshee medya oynatıcısı gibi yazılımları da beraberinde getiriyor.

opensuse topluluk yöneticisi joze "zonker" brockmeier, opensuse 11.0'ın sadece linux gönüllüleri ve geliştiricileri için değil, linux dünyasına yeni katılan kullanıcılar için de mükemmel bir dağıtım olduğunu belirtti. kullanıcılar, opensuse 11.0'ın kutu sürümünü satın almaları halinde 90 günlük kurulum desteği ve kullanıcı kılavuzuna da sahip olabilecekler.

opensuse 11.0'ın live cd ve kurulum dvd'sini http://software.opensuse.org/ adresinden indirebilirsiniz.


Toplam Cevap : 1 | Ekleyen : Guardian | Kategori : Programlar > Genel


 

üç boyutlu euro 2008

tüm golleri 3d olarak tekrar seyredin
avupa kupasındaki tüm maçların tüm gollerini 3d animasyon olarak kare kare izlemek ister misiniz?

bild.de web sitesinin futbolseverlere sunduğu teknolojik bir hizmet oldukça yaratıcı. bu hizmet kapsamında avrupa kupasındaki tüm maçların tüm gollerini 3d modelleme olarak tekrar tekrar seyretmek mümkün.

örnek bir videoyu buradan seyredebilirsiniz.

bu gollerin listelendiği sayfaya ulaşmak biraz çetrefilli. önce, bu sayfaya gidiyorsunuz. arkasından alt-orta bölümdeki em 2008 sekmesine tıklıyorsunuz. altta çıkacak olan alle tore in 3d link'ine tıkladığınızda ise, tüm gollerin 3d modellerini görebiliyorsunuz.


Toplam Cevap : 0 | Ekleyen : Guardian | Kategori : Programlar > Genel


 

Türkiye almanya maçı

türkiye vs. almanya :) sizce maç nasıl geçer çoğu oyuncumuz cezalı bu bize eksi olarak yansıyabilir. sizce finale çıkabilirmiyiz?


Toplam Cevap : 9 | Ekleyen : Guardian | Kategori : Programlar > Genel


 

Nikola tesla



nikola tesla, (sırpça: Никола Тесла)(d. 10 temmuz 1856, smiljana-hırvatistan – ö. 7 ocak 1943 new york). sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir.

babası papazdı. hiçbir zaman okuyup yazamamasına rağmen, annesi halk arasında pratik ev aletleri mucidi olarak bilinirdi. ona göre tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı. papaz olması için babasının zorlamasına karşı çıkarak, genç tesla, mühendislik mesleğinde ısrar etti. annesi de onu destekledi, fizik ve matematikte bilgisini arttırırken graz’daki politeknik okuluna girdi ve prag üniversitesi’nde eğitimine devam etti. yabancı teknik eserleri okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursuna devam etti. anadili olan sırpça ve ailece bildikleri almancaya ek olarak İngilizce, fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.

elektrik endüstrisinin durumu

o günlerde genellikle doğru akım, ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun elektrik akımı olarak bilinirdi. fakat doğru akım direnç kayıpları o kadar büyüktü ki, her mil kare için bir güç santralına gerek vardı. İlk akkor ampuller (110 volt’ta), güç santralına yakın olsalar bile parlak yanmıyorlar ve bir milden daha uzaklıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.

1884′de genç tesla, kafası fikirlerle dolu ve cebinde 4 sentle new york’ta gemiden ayrıldı. tecrübesi onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatörün sonsuz sorunlar yaratan, gereksiz bir karışıklık olduğuna inandırmıştı. doğru akım üretecinin bir komütatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturduğunu gördü. o zaman, motorda dönme hareketini sağlayacak bir doğru akım elde etmek için, yöntem tersine çevrilmeliydi. her elektrik motorunun endüvi’si, motora alternatif akım beslemek için döndüğü anda manyetik kutupların yönlerini değiştiren, döner komütatöre sahipti.

İlham

tesla’ya göre bu doğru akım, saçmalığın ta kendisiydi. hem jeneratör (üreteç) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak akla uygun gelmekteydi. fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve tesla bu sorunu çok düşündü. 1882 şubatında, budapeşte’nin bir parkında szigetti adında bir sınıf arkadaşı ile gezinirken aniden haykırdı: “buldum!” tüm elektrik endüstrisinde devrim yapacak olan “dönen manyetik alan”ı bulmuştu. dönen elemana bağlantı gereği olmayacaktı. komütatör yoktu artık.

sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. budapeşte’de “birgün niyagara çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım” diyerek dinleyenleri şaşırttı.

edison tarafından cesareti kırıldı

tesla’nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. o zamanlar new york’da pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan edison’a rastladığı zaman tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, “sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun” dedi.

bir yıl boyunca, uzun boylu, zayıf yugoslav, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. gün geldi, çukur kazarak geçimini sağladı. fakat birlikte çalıştığı çukur kazıcı, western union’un ustası, yemek saatlerinde tesla’ nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. tesla’yı a.k.brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. tesla’nın parlak planlarıyla büyülenerek, brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. ortaya belirili bir miktar para koydular ve tesla batı broadway’de bir deney laboratuvarı kurdu. orada tesla jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.

cornell üniversitesi’nden profesör w.a. anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve derhal tesla’nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.

alternatif akım ortaya çıkıyor

o zaman tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. patent bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. tesla, 1887′nin kasım ve aralığında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane a.b.d. patenti aldı. 1888 nisan’ında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. bunları, çeşitli avrupa patentleri izledi. bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığırının, eşi görülmemişti. fakat fikirler ilginçti. o kadar ki, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.

bu sırada tesla, new york’da aiee (şimdiki ieee)’nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin gösterisini yaptı. dünya mühendisleri, muazzam gelişmenin kapısını açarak, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler.

fakat, kim, tümüyle daha iyi olan bu sistemi uygulayacaktı? doğal olarak, bu kuruluş, edison-general electric olmayacaktı. aksi halde kendi yatırımlarının eskimiş olduğunu kabul edeceklerdi.

İşte tam o sırada george westinghouse, tesla’nın laboratuvarlarına gitti ve tesla ile tanıştı. westinghouse, “alternatif akım patentleri için bir milyon dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim” diyerek teklifini yaptı. satış payı, beygir gücü başına 1 dolar olmak üzere anlaştılar.

ülke çapındaki westinghouse yatırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için general electric, westinghouse’dan bir lisans almak zorunda kaldı.

gerçekleşen rüya

1890′da, uluslararası niagara komisyonu elektrik üretmek için, niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. bilgin lord kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve derhal doğru akım sisteminin en iyi olacağına dair açıklamasını yaptı. fakat güç, 26 mil uzaklıktaki buffalo’ya iletilecekti. bu durumda alternatif akımın gerekliliğini kabul etti.

westinghouse, on tane 5000 beygirgücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve general electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. bu sistem iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler tesla’nın 2 faz projesine uygundu. hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı.

o zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için, bu tarihi proje heyecan yarattı. dakikada 250 devir yapan, herbiri 1775 amper veren, 2250 volt’luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 hz (hertz)’de 50 000 beygir gücü veya 37 000 kw’lık çıkış oluşturuyordu. rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. sabit parçaların herbiri 50 ton ağırlığındaydı. gerilim, iletim için 22.000 volt’a çıkarıldı.

uzaktan radyo kontrolu

sonradan telsiz denilen, radyo alanında tesla’nın öncülüğü, mors koduyla yapılan haberleşmeden de ileri gitti. 1898′de new york şehrinin madison parkı’nda (madison square garden) telsiz ile uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi. birinci geleneksel elektrik fuarının geliştiği yer ve genellikle barnum-bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.

yüksek frekans öncülüğü

tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. o zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. bir yüksek frekans transformatörü ile (tesla bobinleri - tesla coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. o günlerde tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.

bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, houston caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, tesla’nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. böylece, tesla, rezonans, vibrasyon ve “doğal 7 periyot”a ait matematiksel teorileri ispatladı.

dünya’nın en güçlü vericisi

yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, tesla’yı colorado springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon volt değerinde gerilim kullanılıyordu. yarım asırlık bir süre içerisinde giderilemeyen bir hayret yarattı.

İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. o uzaklıkta, toplam 10 kw’lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan fritz lowenstein’in, tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.

1899′da alternatif akım patentleri için westinghouse’dan aldığı paranın sonunu harcadı. albay john jacob astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve colorado springs’deki denemeleri için 30.000 dolar sağladı. sonra bu para da bitti ve tesla new york’a geri döndü.

morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, nikola tesla’nını hayranı olmuştu. tesla, kısa zamanda morgan’ın sürekli misafiri oldu. kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen tesla, new york sosyetesinin gözdesi oldu.

dünya çapında telsiz

long island’ın tepelik bölümünde, wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. tüm yapıda demir metali yoktu.

ünlü mimar standford white, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı w. d. crow’u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı.

34′üncü caddedeki eski waldorf-astoria otelinde oturan tesla, hergün, taksiyle, çarklı araba vapuruna binerek long island şehrine giderek , oradan da long island demiryoluyla shoreham’e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. proje kontrolünün aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemek hazırlıyordu.

büyük kulenin yakınında, 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, tesla houston caddesindeki laboratuarını binaya taşımaya başladı. bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. birkaç camcı, planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.

kahin gelecekten bahsediyor

bu sırada tesla (1904), mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görüşünü açıklayan kuramsal broşürünü yayınladı. bu broşür, tesla ‘nın kahin olduğuna herkesi inandırdı. “dünya çapında telsiz sistemi”nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. broşürde, telgraf, telefon, haber yayını, borsa görüşmeleri, deniz-hava trafiğine yardım, eğlence ve müzik yayını, saat ayarı, resimli telgraf, telefoto ve teleks hizmetleri ile, tesla’nın sonradan oluşumunu gördüğü radyo sitesi anlatılıyordu..

morgan’ın yardımı sona eriyor

1904 mart’ı, elektrik dünyası ve mühendisliği dergisinde, tesla, kanada niyagara enerji firmasının telsiz enerji iletimi sistemini uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon volt’luk gerilimde 10.000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.

niyagara projesi asla gerçekleşmedi. fakat, gösterişli long island’ın kaderine etki yaptı. aydınlığa çıkmayan nedenlerle, j. p morgan düşüncesini değiştirdi ve tesla’nın para kaynağı aniden kurudu. başlangıçta tesla, morgan’ın hemen hemen bitmek üzere olan işin tamamlanmasını sağlamayacağına inanmak istemedi, ama morgan kararlıydı. morgan’ın çekilme nedeni asla öğrenilemedi.

mantıksız bir saygısızlık

birinci dünya savaşı sırasında ulusal savunma adına çok saçma saygısızlıklar öne sürüldü. garip bir nedene göre long island, wardenclyffe’deki tesla’nın şanlı kulesinin, a.b.d.’nin emniyetini tehlikeye soktuğuna ve tahrip edilmesi gerektiğine karar verildi.

kablo bağlanarak yüksek yapıyı öne çekip, dengesini bozmak için yapılan boş teşebbüslerden sonra, en sonunda temeli dinamitlenerek devrildi. o zaman bile, kule çökerken parçalanmadı. zedelenmeksizin yana yattı ve en sonunda parça parça söküldü.

radyo frekans alternatörü

1890′da tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 khz’lik çıkış veriyordu. daha sonra, 20 khz’e kadar yüksek frekansları elde etti. ancak on yıl kadar sonra 50 kw çıkışlı radyo frekans üretecini reginald fessenden geliştirdi. bu makine, general electric tarafından 200 kilo watt’a çıkarıldı ve fessenden’in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.

hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz işadamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, a.b.d. donanmasının acele çağrısıyla “radio corporation of america (rca)” şirketi kuruldu. yeni firmanın 1919′da kurulmasıyla, marconi wireless telegraph co. of america firmasının güçlü fakat yetersiz, marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan radyo frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.

birincisi n.j. new brunswick’te kuruldu. 200 kilo watt’da ve 21,8 kilo hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. bu ilk, sürekli, güvenilir atlantik aşırı radyo servisi idi. bu alternatörler, tesla’nın kulesinin yerine, radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. böylece nikola tesla’nın dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla gerçekleştirildi.

radar ve türbinler

tesla, birçok alanlarda yaratıcı araştırmalara devam etti. 1917′de uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıkladı. eğer bu radar değilse, neydi? diğer bilim adamlarının varlıklarını keşfetmelerinden 20 yıl önce, kozmik ışınları açıkladı. 1929′a kadar çeşitli zamanlarda, buhar ve gaz için “kepçesiz” yüksek hızlı türbinler üzerinde çalıştı. kolay öfkelenen tesla ile, edison waterside enerji tesisi ve allis charmes fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme, aleyhine oldu. bugün, düz rotorlu tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.

yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. not alma alışkanlığı edinmemişti. her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti. 150 yıl yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman, araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak, anılarını yazacağını söyledi. İkinci dünya savaşı sırasında öldüğü zaman, kasasına askeri yöneticiler el koydular ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı.

tesla’nın kendine özgü bir tutarsızlığı da, kendisine iki şeref unvanı verildiği zaman ortaya çıktı. birini reddetti. 1912′de nikola tesla ve thomas alva edison’un 40.000 $’lık nobel ödülü’nü paylaşmaya seçildikleri açıklandı. tesla, bu ödülü de reddetti. her nasılsa, edison’u sevenler tarafından kurulan aiee edison madalyasını 1917′de tesla’ya layık görüldüğünde, bunu kabul etmeye yanaşabildi.

kişilik

tesla, yaklaşık 2 metrelik boyuyla kendi dönemine göre oldukça uzundu. narin yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü ve dalgalı kahverengi saçlıydı. her zaman resmi giyinirdi.

tesla saplantılı biriydi, garip huyları ve fobileri vardı. İşlerini üçerli gruplar halinde yapardı, ve numarası üçe tam bölünebilen bir otel odasında kalmak konusunda ısrarcıydı. tesla mücevherden, özellikle inci küpelerden iğrenirdi. temizlik ve hijyen konusunda çok titizdi. yuvarlak nesnelere ve kendisininki dışında insan saçına dokunmaktan hoşlanmazdı.

tesla güvercinlere özel bir ilgi duyardı. parkta beslediği güvercinler için özel yemler sipariş eder ve güvercinlerin bazılarını otel odasına getirirdi. hayvanları severdi.

resmi yemekler dışında her zaman yalnız başına yemek yerdi, ve hiçbir koşul altında bir bayanla tek başına yemek yemezdi.

tesla hiç evlenmedi. bekar ve aseksüel olmasının bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünüyordu.

tesla muhteşem şovmenlik yeteneğiyle tanınırdı. buluşlarını ve deneylerini tıpkı bir sihirbaz gibi sanatsal bir şekilde tanıtırdı.

prag’daki tahsilini 1880′de bitirdikten sonra, budapeşte’de lisans üstü yaparken, profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. sonra bir paris telefon şirketinde çalışmaya başladı. burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.

kaynak : wikipedia.org


Toplam Cevap : 0 | Ekleyen : Guardian | Kategori : Programlar > Genel


 

Mustafa kemal atatürk

mustafa kemal atatürk

mustafa kemal atatürk (1881, selanik - 10 kasım 1938, İstanbul), türk asker ve devlet adamı. türkiye cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı (1923-1938). i. dünya savaşı sonrası anadolu’da başlayan ulusal bağımsızlık mücadelesi olan kurtuluş savaşı’nın askerî ve siyasi önderi. cumhuriyet halk partisi’nin kurucusu ve ilk genel başkanı.

doğum tarihi 19 mayıs 1881
doğum yeri selanik, osmanlı devleti
ölüm tarihi 10 kasım 1938
ölüm yeri dolmabahçe sarayı, İstanbul
rütbesi osmanlı: mirliva
türkiye: müşir (mareşal)
kumanda ettiği birlikler 19.tümen, 16.kolordu, 2.ordu, 7.ordu, yıldırım orduları grubu, 9.ordu (3.ordu), türkiye büyük millet meclisi ordusu
madalyaları bakınız: atatürk’ün aldığı madalyalar ve madalyonlar
savaşlar trablusgarp savaşı, balkan savaşı, birinci dünya savaşı (çanakkale savaşı, filistin-suriye savaşı), kurtuluş savaşı
tbmm başkanlığı 24 nisan 1920-29 ekim 1923
cumhurbaşkanlığı 29 ekim 1923–10 kasım 1938
chp genel başkanlığı 9 eylül 1923–10 kasım 1938

çocukluk ve gençlik yılları (1881 - 1905)

mustafa kemal atatürk, 1881 tarihinde selânik, koca kasım paşa mahallesi, islahhane caddesi’nde bugün müze olan evde doğdu. 1839 doğumlu olan babası ali rıza efendi aslen manastır’a bağlı debre-i bâlâ (yukarı debre)’dandır. milis subaylığı, evkaf kâtipliği ve kereste ticareti yapan ali rıza efendi, 1871 yılında zübeyde hanım’la evlendi. bu çiftin fatma (1871/72-1875), ahmet (1874-1883), ömer (1875-1883), mustafa (kemal atatürk) (1881-1938), makbule (boysan, atadan) (1885-1956) ve naciye (1889-1901) adında altı çocukları oldu. fatma dört, ahmet dokuz, ömer sekiz yaşlarında iken, o senelerde salgın olan kuşpalazı (difteri) hastalığından çocuk yaşlarında öldüler. en küçük kardeş naciye, mustafa kemal’in harp okulu’nu bitirdiği sene, oniki yaşındayken verem hastalığına yakalanıp hayatını kaybetti. makbule hanım 1956 yılına kadar yaşadı.

öğrenim çağına gelen mustafa, annesinin isteğiyle hafız mehmet efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, daha sonra babasının isteğiyle mektebi şemsi İbtidai (şemsi efendi mektebi)’ne geçti. bu sırada babasını kaybetti (1888). bir süre rapla çiftliği’nde hüseyin dayısının yanında kaldıktan sonra selânik’e dönüp okulunu bitirdi. bu arada zübeyde hanım, selânik’te gümrük memuru olan ragıp bey ile evlendi. şimdi müze olan koca kasım paşa mahallesi islahhane caddesi’ndeki ev, ragıp bey’in evidir. ali rıza bey yaşarken, ahmed sübaşı mahallesi’ndeki sanayi mektebi karşısındaki evde oturmuşlardı.

mustafa, selânik mülkiye rüştiyesi’ne kaydoldu ve 1893 yılında selânik askerî rüştiyesi’ne girdi. bu okulda matematik öğretmeni yüzbaşı üsküplü mustafa sabri bey “kemal” adını ilave etti. fransızca öğretmeni yüzbaşı nakiyüddin bey (yücekök), özgürlük düşüncesiyle genç mustafa kemal’in düşünce yapısına etkiledi. mustafa kemal kuleli askerî İdadisi’ne girmeyi düşündüyse de ona ağabeylik yapan selânikli bir subay hasan bey’in tavsiyesine uyarak manastır askerî İdadisi’ne kaydoldu. 1896-1899 yıllarında okuduğu manastır askerî İdadisi’nde tarih öğretmeni kolağası mehmet tevfik bey (bilge), mustafa kemal efendi’nin tarih’e olan merağını güçlendirdi. 1899′da İstanbul’da mekteb-i harbiye-i şahane (harp okulu)’na girerek 1902′de mülâzim (teğmen) rütbesiyle mezun oldu. akabinde erkan-ı harbiye mektebi (harp akademisi)’ne devam etti ve 11 ocak 1905′te kurmay yüzbaşı rütbesiyle bitirdi.
atatürk’ün doğum tarihi

atatürk’ün kesin doğum tarihi bilinmemektedir. gregoryen takvimi 26 aralık 1925′ten sonra türkiye’de kullanılmaya başlanmıştır, doğum tarihi konusundaki karışıklık ise osmanlı döneminde kullanılan iki takvimden doğmuştur. bu dönemde kullanılan hicri takvim ve rumi takvimin ortak noktaları, atatürk’ün kaydedilen doğum yılı olan 1296′nın yanında hicri veya rumi olduğunun belirtilmemesi, gregoryen takvimde ay ve yıla bağlı olarak 1880 veya 1881 yılından hangisine denk geldiğinin kesin olarak bulunmasını zor hale getirmiştir. faik reşit ünat araştırmaları sırasında zübeyde hanım’ın selanik’teki komşularını ziyaret etmiş ve bu konuda sorular sormuştur. aldığı cevaplar çelişmektedir, bazı komşular atatürk’ün bir ilkbahar gününde doğduğunu söylerken bazı komşular ise kış günü (ocak veya şubat) olduğunu iddia etmişlerdir. atatürk’ün kendisi, annesinin ona bir bahar gününde doğduğunu söylediğini, kız kardeşi makbule atadan ise annesinin ona mustafa kemal’in fırtınalı bir gecede doğduğunu söylediğini ifade etmişlerdir. enver behnan şapolyo atatürk’ün 23 aralık 1880′de doğduğunu öne sürmüş, şevket süreyya aydemir ise bu tarihin 4 ocak 1881 olduğunu iddia etmiştir. şişli atatürk müzesi’nde gösterimde bulunan atatürk’ün son nüfus cüzdanının üzerinde doğum tarihi kısmında 1881 görülebilir haldedir.

türk kurtuluş savaşı’nın başlangıcı kabul edilen 19 mayıs tarihinin atatürk’ün doğum günü olarak kabulü tarihçi reşit saffet atabinen’in bir jestinin sonucudur. atabinen’in ulusun doğuşu üzerine yaptığı bir jest 19 mayıs’ın önemini iyi şekilde yansıttığı için atatürk’ün takdirini kazanmıştır. İzleyen günlerde bir öğretmenin, planladıkları “gazi” günü için atatürk’ün doğum gününü sorması üzerine atatürk tam tarihi bilmediğini söylemiş ve gazi günü için 19 mayıs’ı önermiştir. tevfik rüştü aras, atatürk ile yaptıkları günler süren bir araştırmadan sonra doğum tarihi aralığını 10 mayıs ve 20 mayıs arasına daralttıklarını söyler. atatürk bu araştırmadan sonra “neden 19 mayıs olmasın” demiştir. bu tarih resmi olarak halka ve diplomatik kanallarca diğer ülkelere bildirilmiştir. ancak bu tarih ilginç bir durum yaratmıştır, 1881 yılının 19 mayıs günü, rumi takvimde 1297 yılına denk gelmektedir, ancak kaydedilmiş doğum tarihi rumi 1296 yılıdır. rumi 1296 yılı 13 mart 1880 ile 12 mart 1881 arasında sürmüştür, bu sebeple alternatif olarak atatürk’ün doğum tarihi 19 mayıs 1880 olabilir. bu sebeplerle ne tarih ne de yıl genel kabul görmemiştir. mustafa kemal derneği eski başkanı muhtar kumral 13 mart 1958′deki bir basın konferansında atatürk’ün doğum tarihini atatürk’ün kız kardeşi makbule atadan’ın sözlerine dayanarak 13 mart 1881 olarak belirlediklerini söylemiştir.ancak gregoryen 13 mart 1881, rumi 1 mart 1297′ye denktir, atatürk’ün doğum yılı ise 1296 olarak kayda geçmiştir, bu sebeple geçerlilik iddiası zan altındadır.

atatürk’ün rumi 1296′da doğduğuna ilişkin kayıt bulunsa da, atatürk’ün doğum gününü net olarak söyleyebilmek için gerekli miktarda kayıt bulunmamaktadır. atatürk’ün doğum günü gregoryen 1880 veya 1881′e denk geliyor olabilir. atatürk’ün doğum günü, kendi onayıyla resmi olarak 19 mayıs olarak belirlenmiştir. bu gün türk kurtuluş savaşı’nın başlangıcı olması sebebiyle önem verdiği bir gündür. köşe yazarı yılmaz özdil, kesin bilgi bulunmamasını eleştirmiştir.

erken meslek hayatı, 1905-1914

erken meslek hayatı, 1905-1914

şam’da staj ve İttihat ve terakki cemiyeti
1905-1907 yılları arasında şam’da lütfi müfit bey (özdeş) ile birlikte 5.ordu emrinde görev yaptı. 1906 ekim ayında binbaşı lütfi bey, dr. mahmut bey, lüfti müfit bey (özdeş) ve askerî tabib mustafa bey (cantekin) ile birlikte ‘vatan ve hürriyet’ adlı bir cemiyeti kurduktan sonra ordu’dan izinsiz selânik’e gitti. selânik merkez komutan muavini yüzbaşı cemil bey (uybadın)’in yardımıyla karaya çıktı ve orda cemiyetinin şubesini açtı. bir süre sonra arandığını öğrendi ve ona ağabeylik yapan albay hasan bey, yafa’ya dönüp oranın komutanı ahmet bey’e mısır sınırında bîrüssebi’ye gönderildiğini birdirmesini önerdi. ahmet bey de mustafa kemal bey’i bîrüssebi’ye tayin etti ve bir süre sonra topçu staj için tekrar şam’a gönderildi. 20 haziran 1907′de kolağası (kıdemli yüzbaşı) oldu ve 13 ekim 1907′de 3.ordu’ya atandı. ancak selânik’e vardığında ‘vatan ve hürriyet’in şubesinin İttihat ve terakki cemiyeti’ne ilhak edildiğini öğrendi. bu yüzden kendisi de 1908 şubat ayında İttihat ve terakki cemiyeti’ne üye oldu (üye numarası: 322). 22 haziran 1908′de rumeli doğu bölgesi demiryolları müfettişliğine atandı.



birinci libya görevi (1908)
23 temmuz 1908′de meşrutiyet’in ilanından sonra sonbahar aylarında İttihat ve terakki cemiyeti tarafından, toplumsal ve siyasal sorunları ve güvenlik problemlerini incelemek üzere trablusgarp (bugünkü libya’nın bir parçası)’a gönderildi. burada 1908 devriminin fikirlerini libyalılara yaymaya ve buradaki nüfusun farklı kesimlerinden gelenleri jön türk politikasına kazanmaya çalıştı. bu siyasi görevin yanısıra bölge halkının güvenliği ile de ilgilendi. kentin dışında yapılan bir savaş tatbikatında bingazi garnizonuna önderlik ederek askerlere modern taktikler öğretti.bu tatbikat süresince isyancı bir şeyhin evini sararak bölgede sistem karşıtı başka güçlü kişilere örnek olması amacıyla onu kontrol altına aldı. ayrıca hem kentli, hem de kırsal bölge insanlarını korumak için bir yedek asker ordusu planlamaya başladı.
hareket ordusu (1909)
13 ocak 1909′da 3.ordu’ya bağlı selânik redif fırkası’nın kurmay başkanı oldu ve 13 nisan 1909′da meşrutiyete karşı başlayan 31 mart hadisesi’ni bastırmak üzere selânik ve edirne’den yola çıkarak mirliva mahmut şevket paşa komutasında 19 nisan 1909′da İstanbul’a girecek olan hareket ordusu’na bağlı birinci kademe birliklerinin kurmayı başkanı oldu. daha sonra 3.ordu kurmaylık, 3.ordu subay talimgâhı komutanlık, 5.kolordu kurmaylık, 38.piyade alay komutanlık görevlerinde bulundu.

mustafa kemal bey 12-18 eylül 1910′de fransa’da düzenlenen picardie manevraları’na gönderildi ve deneme uçuşuna davet edildiyse de korkundan uçağa binemedi ve hayat boyunca binmeyecekti. dönüşte 27 eylül 1911′de İstanbul’da genelkurmay karargâhında görev aldı.
trablusgarp savaşı, 1911-1912

İtalyanların trablusgarp’a saldırısıyla 29 eylül 1911′de başlayan trablusgarp savaşı’nda, mustafa kemal bey de diğer İttihatçı arkadaşlarıyla birlikte 18 ararlık 1911′de bingazi’ye hareket etti. bu arada 27 kasım 1911′de binbaşı oldu. tobruk yakınında küçük bir zaferi kazandıktan sonra 11 mart 1912′de derne komutanlığına getirildi.



balkan savaşları, 1912-1913
mustafa kemal bey balkan savaşı’nın patlak vermesiyle 24 ekim 1912′de İstanbul’a hareket etti ve 24 kasım 1912′de karahgâhı bolayır’da bulunan bahr-i sefit boğazı (akdeniz boğazı) kuvayi mürettebesi harekât şubesi müdürlüğüne atandı. general stilian georgiev kovachev komutasındaki bulgar 4. ordusu tarafından yenildi. haziran 1913′de başlayan İkinci balkan savaşı’nda dimetoka ve edirne’ye girdi.


askerî ataşe dönemi, 1913-1914
27 ekim 1913′te sofya askerî ataşesi’ne atanarak yakın arkadaşı sofya sefiri (elçisi) fethi bey (okyar)’in altında çalıştı. ek görev olarak belgrat ve çetine askerî ataşeliğini de yürüttü. bu görevde iken 1 mart 1914′te kaymakam (yarbay)lığa yükseldi. savaştan sonra harbiye nazırı general kovachev’in kızı dimitrina (miti) kovacheva’ya yanaşarak general’in de güvenini kazanmayı başardı.

bulgaristan, mustafa kemal’in hayatında en büyük etki yapan ülke olmuştur. bulgaristan’da geçen hayatı incelendiği zaman yapacağı devrimlerin birçoğunu yıllar önce sofya’da görev yaptığı sırada düşündüğü ve şekillendirdiği görülür.

mustafa kemal bey’in sofya’ya geldiği günlerde bulgar siyasi yaşamı çok hareketliydi. sobranya (bulgar parlamentosu) için yapılan seçimler iktidardaki radoslovov’un partisi için başarısız geçmiş ve iktidar partisi parlamentoda sandalye kaybetmişti. kabine kurma görevinin, parlamentoda çoğunluğa sahip olmamasına rağmen yeniden radoslovov’a verilmesi gibi siyasi olaylar atatürk’ü derinden etkilemiştir.

birinci dünya savaşında hizmetleri, 1914-1918

askerî ataşe görevi ocak 1915′te sona erdi. bu sırada 28 temmuz 1914′de i.dünya savaşı başladı, 29 ekim 1914′de osmanlı devleti de savaşa girdi. 20 ocak 1915′de mustafa kemal bey 3.kolordu emrinde tekfurdağı’nda kurulacak olan 19. fırka komutanlığına atandı.


çanakkale savaşı, 1915-1916


19. fırka, 23 mart 1915′te müstahkem mevki komtanlığı emriyle eceabat bölgesinde ihtiyata alındı. 25 nisan 1915′te gelibolu yarımadası’na İtilaf devletleri’nin yaptığı çıkartmalarıyla çanakkale savaşı başladı. 3.kolordu komutanı mehmet esat paşa’nın emrinde savaşan kaymakam (yarbay) mustafa kemal bey arıburnu’na çıkan anzac (avustralya ve yeni zelanda kolordusu) birliklerinin yarımada içine ilerlemesini conkbayırı’nda durdurdu. bu başarı üzerine 5.ordu kumandanı müşir (mareşal) liman von sanders paşa’nın takdirini kazandı ve 1 haziran 1915′te miralay (albay)lığa yükseldi. İngilizlerin ağustos ayında suvla körfezi’ne yaptığı ikinci çıkartmadan sonra, 8 ağustos akşamı liman von sanders anafartalar mevkiinde bulunan birliklerinin komutasını verdi ve 9-10 ağustos’ta anafartalar zaferi’ni kazandı. bu zaferi 17 ağustos’ta kireçtepe ve 21 ağustos’ta ii. anafartalar zaferi takip etti. miralay (albay) mustafa kemal bey, ruşen eşref bey (ünaydın) başta olmak üzere İstanbul basın tarafından “anafartalar kahramanı” olarak kamuoyuna tanıtıldı.





kafkasya cephesi, 1916-1917
daha çok bilgi için: kafkasya cephesi
1916′da önce edirne ve sonra diyarbekir’de görev aldı. anafartalar’daki başarıları dolayısıyla muharebe kıdem zamları verilerek 1 nisan 1916′da mirlivalığa yükseldi ve paşa ünvanını aldı. rus kuvvetleriyle yapılan savaşlar sonucunda muş ve bitlis geri alındı. 7 mart 1917′de karargâhı diyarbekir’de bulunan 2.ordu koumtan vekililiğine atandıktan sonra hicaz kuuveyi seferiyesi komutanlığına getirilmek istendi. ancak bunu kabul etmeyerek 5 temmuz 1917′de yıldırım orduları grubu emrindeki 7.ordu komutanlığına atandı.


sina ve filistin cephesi, 1917-1918
daha çok bilgi için: sina ve filistin cephesi ve nablus hezimeti

bu görevi sırasında ahmet cemâl paşa ile birlikte, savaşta ülkeyi felakete sürüklediğine inandığı başkumandan vekili enver paşa’ya karşı bir askerî darbe hazırlamakla suçlandı görevinden alınarak İstanbul’a çağırıldı.

15 aralık 1917 ile 5 ocak 1918 tarihler arasında veliaht vahdettin efendi’nin maiyetinde almanya’ya giderek keiser ii.wilhelm, genel karargâhı ve elsass bölgesini ziyaret etti.

1918 haziran ayında viyana ve karlsbad’a giderek tedavi gördü. sultan reşat’ın vefatı ve vahdettin’in cülûsu üzerine 2 ağustos’ta İstanbul’a döndü. 15 ağustos 1918′de 7. ordu komutanı olarak suriye cephesine atandı ve ardından “fahri yaver hazreti şehriyari” (padişahın onursal yaveri) ünvanı verildi.

19 eylül 1918′de allenby komutasındaki İtilaf kuvvetleri genel taarruza geçerek üç ordudan oluşan yıldırım orduları grubu’nu ağır bir hezimete uğrattılar. 1 ekim’de şam, 25 ekim’de halep düştü. “fahri yaver hazreti şehriyari” mustafa kemal paşa, vi.mehmet (vahdettin)’in başyaveri naci bey (eldeniz)’e bir tel çekerek yıldırım orduları grubu’nun savaş gücünün kalmadığını bildirerek mütareke istemesini önerdi. ayrıca yeni hükümette kendisinin harbiye nazırı ve başkumandan vekili olarak görevlendirilmesini istedi.

30 ekim 1918′de mondros mütarekesi imzalandı ve ertesi gün öğle vaktinde yürürlüğe girdi. mondros mütarekenamesi 19.maddesi gereğince, yıldırım orduları grubu kumandanı olan liman von sanders paşa’nın görevden alınması üzerine “fahri yaver hazreti şehriyari” mustafa kemal paşa bu göreve getirildi. ancak 7 kasım’da yıldırım orduları grubu ile 7.ordu lağvedildi.

10 kasım’da yıldırım kıt’aatının komutasını 2.ordu komutanı nihat paşa’ya bırakarak adana’dan İstanbul’a haraket etti ve 13 kasım’da İstanbul’a haydarpaşa garı’na ulaştı. fethi bey (okyar) ile birlikte ahmet İzzet paşa (furgaç) yanlısı ve ahmet tevfik paşa (okday) karşıtı bir tavrı koyan ‘minber’ gazetesini çıkararak siyasi girişimlerde bulundu.

milli mücadele dönemi (1919 - 1923)



örgütlenme dönemi, mayıs 1919 - mart 1920
mondros mütarekesi’nden sonra anadolu’da milisler (kuvayı milliye) şeklinde örgütlenen direniş hareketleri başladı. “fahri yaver hazreti şehriyari” mustafa kemal paşa, padişah vi.mehmet (vahdettin) tarafından olağanüstü yetkilerle donatılarak vilayet-i sitte (alti vilayet)’yi “büyük ermenistan” ve “bağımsız kürdistan” projelerinden korması için görevlendirildi. 19 mayıs 1919′da refet bey (bele), kâzım bey (dirik), ‘ayıcı’ mehmet arif bey, hüsrev bey (gerede)lerle beraber samsun’a çıktı.


22 haziran 1919′da rauf bey (orbay), kâzım karabekir paşa, refet bey (bele) ve ali fuat paşa (cebesoy) ile birlikte amasya’da yayımladığı genelgeyle “milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını” ilan etti. kâzım karabekir paşa tarafından erzurum’da toplanan doğu İlleri müdafaa-i hukuk kongresine (erzurum kongresi) katıldı. kongre üyelerinin ısrarıyla osmanlı ordusundan istifa etti ve kongre başkanlığına seçildi. 4 - 11 eylül 1919 tarihleri arasında sivas kongresi’ni toplayarak ulusal direnişi yönetecek olan siyasi yapılaşmayı kurdu. 27 aralık 1919′da ankara’da heyecanla karşılandı. osmanlı meclis-i mebusan’ın mart 1920′de işgal güçlerince basılması ve önde gelen vatanperverane mebusların tutuklanması üzerine 23 nisan 1920′de ankara’da türkiye büyük millet meclisi’nin açılmasını sağladı. erzurum mebusu sıfatıyla meclis ve hükûmet başkanlığına seçildi. t.b.m.m., bir kurucu meclis gibi çalışarak milli mücadele’yi yürütecek olan anadolu hükumetinin altyapısını kurdu.


hakimiyetin sağlanması, mart 1920 - mart 1922


başkumandan gazi mustafa kemal paşa,kocatepe’de.(26 ağustos 1922)merkezi denetimden uzak bulunan kuva-yı milliye örgütleri dağıtılarak düzenli bir ordu oluşturuldu. milli mücadele’nin en kanlı çatışmaları, düzenli orduya katılmayı kabul etmeyen kuva-yı milliye gruplarına karşı verildi. (bak. çerkez ethem bey).



ulusal direnişin yayılması ve sevr antlaşması’nın direnişle karşılaşması üzerine İtilaf devletleri, yunan ordusunu anadolu’nun içlerine sürdü. yunan ordusu İsmet bey kumandasındaki düzenli birliklerce i.İnönü (6-10 ocak 1921) ve ii. İnönü (23 mart-1 nisan 1921) muharebelerinde geri çevirildi. ancak yunanlılarının karahisar istikametinden büyük hücumunun yapılacağını tahmin edemeyerek kütahya-eskişehir (10-24 temmuz) muharebelerinde 4. fırka kumandanı yarbay mehmet nâzım bey’in şehit düşmesi gibi ağır şekilde mağlubiyete uğradı ve sakarya nehrinin doğusuna çekilmek zorunda kaldı.



kütahya-eskişehir muharebeleri sonrasında büyük millet meclisi içinde iktidara yani mustafa kemal paşa’ya karşı tepkiler artmaya başladı.bu muhalefeti yöneltenler ordunun başına geçmesi için mustafa kemal paşa’ya baskı yapmaya başladılar.gerçek niyetleri ise o’nu ankara’dan uzaklaştırmak ve enver paşa’nın iktidarını sağlamaktı.mustafa kemal paşa,4 ağustos 1921 günü büyük millet meclisi’nde yaptığı konuşmayla başkumandan olmayı kabul ettiğini ancak başkumandanlığının faydalı olabilmesi için meclis’in ordu ile ilgili yekilerini üç ay süreyle kendisinde toplayacak bir kanun çıkartılması gerektiğini açıkladı.paşa’nın başkumandanlığını isteyenlerin bu şekilde hayalleri suya düşürülmüş oldu.5 ağustos 1921 günü oybirliği ile çıkartılan yasa ile mustafa kemal paşa,tbmm orduları başkumandanlığı’na getirildi.



mustafa kemal paşa,başkumandanlığa geçmesinin hemen ardından yayınladığı tekalif-i milliye emirleri ile halkı ordunun donatılması için seferberliğe çağırdı.12 ağustos’ta polatlı’da teftiş yaparken attan düştü ve kaburga kemiği kırıldı. 23 ağustos-13 eylül 1921 tarihlerinde yapılan sakarya meydan muharebesi’nde yunan ordusu’nun hücum gücü tükendi.bu savaşın kazanılmasında başkumandan mustafa kemal paşa’nın o güne kadar tüm dünyada uygulanan savaş tekniklerini altüst eden taktiği büyük önem taşımaktadır. bu zaferden sonra 19 eylül 1921′de büyük millet meclisi başkumandan mustafa kemal paşa’ya müşir rütbesi ve gazi ünvanı verdi.

sakarya zaferi’nden bir yıl sonra ,26 ağustos 1921 sabaha karşı saat 5.30′da afyon’un güneyinden başlayan topçu ateşiyle büyük millet meclisi orduları,yunan kuvvetlerine karşı büyük taarruz’u başlattı.yunan cephesi bu taarruz ile yarıldı ve dumlupınar ovası’na atılan düşman kuvvetleri 30 ağustos 1922 günü dumlupınar meydan muharebesi sonucunda imha edildi.bu muharebede başkumandan gazi mustafa kemal paşa ordunun başında bizzat savaşa katıldığı için dumlupınar meydan muharebesi,başkumandanlık meydan savaşı olarak da anılmaktadır.en sonunda 9 eylül 1922′de İzmir’in kurtulması ve yunan ordusu’nun imha edilmesi neticesinde “büyük zafer” kazanılmış oldu.
barışın sağlanması
kurtuluş savaşı, 24 temmuz 1923′te İsviçre’nin lausanne (lozan) kentinde imzalanan lozan antlaşması’yla sonuçlandı. bu antlaşma ile sevr antlaşması yürürlükten kalkmış, türkiye cumhuriyeti lozan antlaşması temelleri üzerine kurulmuştur.
saltanatın kaldırılması
milli mücadele sonrasında türkiye’de iki başlı bir yönetim ortaya çıkmıştı. tbmm 1 kasım 1922′de osmanlı saltanatını lağvedip vahidettin’i tahttan indirerek İstanbul hükümetinin hukuki varlığına son verdi. 16 ocak 1923′de İzmit’te hünkâr kasrı’nda İstanbul’dan gelen gazetecilerle mülakat yapıldığında vakit başyazarı ahmet emin bey (yalman)’in kürt meselesi hakkında sorusuna karşı ‘başlı başına bir kürtlük tasavvur etmektense, bizim teşkilat-ı esasiye kanunu gereğince zaten bir tür mahalli muhtariyetler teşekkül edecektir’ diyerek kürtlere özel statü tanımamak için ihtiyatlı davrandı.

türkiye cumhuriyeti’nin ilanı, 29 ekim 1923
8 nisan 1923′te yayımlanan dokuz umde ile gazi mustafa kemal yeni rejimin temelini oluşturacak olan halk fırkası’nın (daha sonra cumhuriyet halk fırkası, cumhuriyet halk partisi, ) temellerini attı. nisan ayında yapılan İkinci meclis seçimlerine sadece halk fırkası’nın katılmasına izin verildi. mebus adayları fırkanın genel başkanı sıfatıyla gazi mustafa kemal tarafından belirlendi.

25 ekim 1923 günü aynı anda hem başbakanlık hem de İçişleri bakanlığı görevlerini yürüten fethi bey,İçişleri bakanlığını bıraktığını açıkladı.aynı gün meclis İkinci başkanlığı görevini yapan ali fuat paşa’da ordu müfettişliğine atandığı için görevinden ayrıldı.bu iki boş koltuk için yapılan seçimleri gazi mustafa kemal’e muhalif olan milletvekilleri kazandı.meclis İkinci başkanlığına rauf bey,İçişleri bakanlığına sabit bey seçildiler.bu durumdan hoşnut olmayan gazi mustafa kemal,26 ekim 1923′te başbakan fethi bey’den “erkan-ı harbiye umumiye riyaseti vekili” fevzi paşa’nın dışında hükümetin istifa etmesini ve istifa edenlerin yeniden seçilirlerse görevi kabul etmemesini istedi.böylece bir hükümet krizi yaratılmış oldu.yeni bakanlar kurulu üyelerinin 29 ekim günü seçileceği duyuruldu.

bu gelişmeler üzerine “cumhuriyet İlanı” ile işi kökünden çözmeye karar veren gazi mustafa kemal 28 ekim 1923 gecesi çankaya’da İsmet paşa ve bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve “yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz.” diyerek kararını açıkladı. misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet paşa’yı alıkoydu ve birlikte, teşkilat-ı esasiye kanunu’nda gerekli değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar. 29 ekim 1923 pazartesi günü halk fırkası meclis grubunda, bakanlar kurulunun oluşturulması konusunda tartışıldı. sorun çözülemeyince, gazi mustafa kemal’den düşüncelerini açıklaması istendi. gazi mustafa kemal, bunalımdan çıkış yolunu anayasanın değiştirilmesi zorunluluğu ile açıkladı. cumhuriyetin ilanını hedefleyen tasarıyı da grubun bilgisine sundu.tasarının parti grubunda kabulünden sonra aynı akşam saat 18.00′de tbmm genel kurul toplantısı başladı.anayasa komisyonu’nun değişiklik ile ilgili rapor ve önergesi genel kurulun onayına sunuldu ve 29 ekim 1923 pazartesi akşamı saat 20.30′da milletvekillerinin alkışları ve “yaşasın cumhuriyet” sadâları ile türkiye cumhuriyeti ilan edildi.hemen ardından geçilen cumhurbaşkanlığı seçiminde oylamaya katılan 158 milletvekilinin tamamının oyları ile ankara milletvekili gazi mustafa kemal,türkiye cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı seçildi.

cumhurbaşkanlığı dönemi, 1923-1938

1924 anayasası gereğince tbmm 29 ekim 1923′teki cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra üç defa daha (1927, 1931, 1935 yıllarında) gazi mustafa kemal’i tekrar cumhurbaşkanlığına seçti. 1927′de kabul edilen chf tüzüğü ile gazi mustafa kemal partinin “değişmez genel başkanı” ilan edildi ve milletvekili adaylarını seçme yetkisi, kaydı, hayatı boyunca kendisine tanındı.

gazi mustafa kemal sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. ancak 1918 yılından sonra hiçbir resmi veya özel ziyaret için yurt dışına çıkmadı.

15-20 ekim 1927 tarihleri arasında ankara’da toplanan chf ikinci kurultayında kurtuluş savaşı’nı ve cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan nutuk’u (söylev) okudu. kurtuluş savaşı’nın gazi’nin bakış açısıyla anlatımını içeren nutuk, türkiye cumhuriyeti’nin milli mücadeleye ilişkin resmi görüşünün esasını oluşturur ve milli mücadeleyi mustafa kemal paşa ile birlikte başlatan ve yürüten askerî ve siyasi şeflere karşı (rauf, karabekir, refet bele, mersinli cemal paşa, cafer tayyar eğilmez, “sakallı” nurettin paşa, celalettin arif bey vb.) bir polemik niteliği de taşır.

29 ekim 1933′te cumhurbaşkanı gazi mustafa kemal,türkiye cumhuriyeti’nin onuncu kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşmada ülkenin kuruluş temelini ve gelecek vizyonunu yalın bir dille tüm dünyaya ve türk milleti’ne anlatmıştır..
atatürk’ün cumhurbaşkanlığı döneminde kurulan hükümetler
atatürk’ün cumhurbaşkanlığı döneminde (1923-1938) üç kişi başbakanlık yapmıştır. bu isimler İsmet İnönü, fethi okyar ve celal bayar’dır.bu dönem içersinde en fazla süre görevde kalan ve en fazla hükümet kuran isim (tam yedi hükümet kurmuştur) İsmet İnönü’dür. atatürk’ün cumhurbaşkanlığı süresince kurulan hükümetler şöyledir:



İnönü hükûmeti (30.10.1923 - 06.03.1924)
ii. İnönü hükûmeti (06.03.1924 - 22.11.1924)
fethi okyar hükûmeti (22.11.1924 - 03.03.1925)
iii. İnönü hükûmeti (03.03.1925 - 01.11.1927)
iv. İnönü hükûmeti (01.11.1927 - 27.09.1930)
v. İnönü hükûmeti (27.09.1930 - 04.05.1931)
vi. İnönü hükûmeti (04.05.1931 - 01.03.1935)
vii. İnönü hükûmeti (01.03.1935 - 01.11.1937)
i. celal bayar hükûmeti (01.11.1937 - 11.11.1938)

atatürk’ün cumhurbaşkanlığı döneminde dış politika
1930′lu yıllarda balkan ülkelerinde yaygınlaşan revizyonist siyasi görüşlere karşı atatürk “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle karşı çıkarak, birinci dünya savaşı ertesinde neuilly ve lozan antlaşmalarıyla kurulan uluslararası statükoyu savundu. 1930 yılında yunan başbakanı elefterios venizelos’u türkiye’ye davet ederek milli mücadele’nin düşmanı yunanistan’la barışın temellerini attı. 1934′de venizelos tarafından nobel barış ödülü’ne aday gösterildi (ancak nobel ödül komitesi değerlendirmeye almadı).

atatürk’ün cumhurbaşkanlığı dönemindeki dış politika konularını şu şekilde sıralayabiliriz:

irak sınırı ve musul sorunu
nüfus mübadelesi
türkiye’nin milletler cemiyeti’ne girişi (18 temmuz 1932)
balkan antantı (9 şubat 1934)
montrö boğazlar sözleşmesi (20 temmuz 1936)
sadabat paktı (8 temmuz 1937)
hatay sorunu

atatürk’ün cumhurbaşkanlığı döneminde inkılaplar ve iç politika
daha çok bilgi için: atatürk İnkılapları

gazi mustafa kemal, kendi deyişiyle türkiye’yi “muasır medeniyet seviyesine çıkarmak” amacıyla bir dizi radikal dönüşüme imza attı. sözkonusu düzenlemeler başlangıçta osmanlıca “reform” veya “dönüşüm” anlamına gelen “inkılap” adıyla anıldılar. 1960′lı yıllarda, inkılap karşılığı olarak öztürkçe “devrim” kelimesi kullanıldı. ancak 12 eylül 1980 askeri darbesinden sonra, “devrim”, kanlı bir düzen değişikliğini (fransızca: révolution) ve sol dünya görüşünü çağrıştırdığı gerekçesiyle resmi kullanımda yeniden “inkılap” sözcüğü benimsendi.
siyasal alanda inkılaplar
halifelik ve saltanatın birbirinden ayrılması,osmanlı saltanatının kaldırılması ve osmanlı devleti’nin hukuki varlığının sona ermesi (1 kasım 1922).
cumhuriyetin ilanı (29 ekim 1923).
halifeliğin kaldırılması ve osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılması (3 mart 1924).
devletin dinine ilişkin maddenin anayasadan çıkartılması ve laiklik ilkesinin anayasaya eklenmesi (1928)
atatürk İlkeleri’nin tamamının anayasaya girmesi (5 şubat 1937)

toplumsal alanda inkılaplar

şapka kanunu (25 kasım 1925)
tekkelerin, zaviyelerin ve türbelerin kapatılması (30 kasım 1925)
kadınlara belediye seçimlerinde (1930) ve genel seçimlerde (1935) seçme ve seçilme hakkı tanınması
soyadı kanunu (21 haziran 1934)
efendi, bey, paşa gibi lakab ve ünvanlarin kullanımının yasaklanması (26 kasım 1934)
uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerinin kabulü (1925-1931)


hukuk alanında inkılaplar
İslam vakıflarının devlet idaresine alınması (1924)
İsviçre medeni kodundan çevrilerek hazırlanan medeni kanun’un kabulü (1926).
İtalyan ceza kanunu’ndan çevrilerek hazırlanan türk ceza kanunu’nun kabulü (1927).

eğitim ve kültür alanında inkılaplar
öğretimin birleştirilmesi yasası (tevhid-i tedrisat kanunu) ile devlete bağlı olmayan ilköğretim kurumlarının kapatılması (3 mart 1924)
yeni türk harflerinin kabulü ve arap alfabesiyle her türlü yayın ve eğitimin yasaklanması (1 kasım 1928)
türk dil ve tarih kurumlarının kurulması (1932)
dil devrimi ve güneş dil teorisinin benimsenmesi (1932-1938)
darülfünun’un kapatılıp İstanbul üniversitesi adıyla yeniden kurulması (31 mayıs 1933)

çok partili demokrasi denemeleri


terakkiperver cumhuriyet fırkası, 1925
daha çok bilgi için: terakkiperver cumhuriyet fırkası
cumhuriyetin ilanından sonra, milli mücadeleyi başlatan beş kişilik kadronun mustafa kemal dışındaki dört üyesi (rauf bey, karabekir paşa, refet paşa ve ali fuat paşa) muhalefete geçerek terakkiperver cumhuriyet fırkası’nı kurdular. 1925 martı’nda çıkan genç hâdisesi (şeyh sait İsyanı, doğu İsyanı) üzerine sıkıyönetim ilan edilerek tpcf kapatıldı. partinin lider kadrosu tutuklanarak önde gelenleri idam edildi.
serbest cumhuriyet fırkası, 1930
daha çok bilgi için: serbest cumhuriyet fırkası
12 ağustos 1930′da İsmet paşa’nın hükumetine alternatifleri sunmak amacıyla çok partili demokratik hayata kavuşmak için gazi mustafa kamal paşa’nın yakın arkadaşı fethi bey (okyar)’e serbest cumhuriyet fırkası’nı kurdurarak kız kardeşi makbule hanım (boysan, atadan), çocukluk ve okul arkadaşı nuri bey (conker)’leri de üye yaptırdı. ancak 17 kasım 1930′da rakibi istemeyen İsmet paşa’nın baskısı ve İslâmcıların aleti olma endişesinden dolayı partiti fesh etti.

bu demokrasi denemesinin biraz önce, ordu’nun siyasete müdahale etmesinin demokrasiye zarar verebileceğini öngören gazi mustafa kemal atatürk, askerî ceza kanunu (22 mayıs 1930 tarih ve 1632 sayılı kanun)’nu meclisten geçirdi. bu kanunun 148. maddesine ordu mensubunun siyasi toplantılar ve gösterilere katılmasını siyasi partiye üyesi olmasını, siyasi maksatlarla şifahi telkinatta bulunmasını, siyasi makale yazmasını ve siyasi nutuk söylemesini yasaklanan hükumu koydurdu. gazi mustafa kemal atatürk, bundan yaklaşık 30 yıl sonra 27 mayıs 1960′da ileri görüşlülüğünü bir daha kanıtlayacaktı.

atatürk’ün son günleri ve ölümü

atatürk’ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.kendisine 1938 yılı başlarında siroz teşhisi konuldu.avrupa’dan doktorlar getirildi.türk ve yabancı doktorların tedavileri sonuç vermedi.türkiye cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı atatürk,10 kasım 1938 perşembe sabahı saat 9,05′te İstanbul dolmabahçe sarayı’nda hayatını kaybetti.cenazesi büyük bir törenle ankara’ya uğurlandı ve atatürk 21 kasım 1938 günü ankara’da yapılan büyük bir törenle ankara etnografya müzesi’ndeki geçici kabrine konuldu.bundan onbeş yıl sonra da 10 kasım 1953′te kendisi için yaptırılan anıtkabir’deki ebedi istirahatgahında toprağa verildi.
özel hayatı


atatürk bir vatandaşın derdini dinlerkenkitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi, uçuş seyretmeyi ve yüzmeyi severdi. zeybek oyunlarına, güreşe, rumeli türkülerine ilgisi vardı. tavla ve bilardo oynamaktan keyif alırdı. sakarya adlı atına ve köpeği fox’a çok değer verirdi. zengin bir kitaplık oluşturmuştu. devlet adamlarının, sanatçıların, bilim adamlarının, dostların davet edildiği, ülke sorunlarının da konuşulduğu akşam yemekleri çankaya köşkü’nde sık rastlanan bir durumdu. temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. doğayı çok severdi. sık sık atatürk orman çiftliği’ne gider, modern tarıma geçiş yolunda yürütülen çalışmalara bizzat katılırdı. İleri derecede fransızca ve az almanca biliyordu.

İzmir’de yunanlıları bozguna uğrattıktan sonra İzmir’e girerken yunan komutanının türk bayrağını çiğnemesine ithafen basması için önüne serilen yunan bayrağını yerden alması bilinen bir olaydır.
evliliği

milli mücadele döneminde ankara İstasyon binasında ve eski çankaya köşkünde fikriye hanım ile birlikte yaşıyordu. fikriye hanımı almanya’ya gönderdikten sonra 29 ocak 1923′te İzmir’in sayılı zenginlerinden uşakizade muammer bey’in kızı latife hanım’la evlendi. 1924′de yapılan sonbahar seyahatı sırasında çift kavga etti ve mustafa kemal paşa erzurum’dan İsmet paşa’ya telegraf çekerek boşanacağını bildirdi. ancak az sonra salih bey (bozok) ve kılıç ali bey’in aracılığıyla boşanmasından vazgeçti. bu evlilik 5 ağustos 1925 tarihine dek sürdü. 1922-1934 yılları arasında gazi mustafa kemal veya sadece gazi ünvanıyla anılan mustafa kemal’e soyadı kanunu ile birlikte tbmm tarafından çıkarılan 24 kasım 1934 tarihli ve 2587 sayılı kanun ile kendisine “türklerin atası” anlamına gelen atatürk ismi verilmiştir.



çocukları
çocuğu olmayan atatürk, savaş yıllarından başlayarak birçok çocuğun hamiliğini üstlenmiş, birçoğunu da evlat edinmişti. atatürk’ün manevi evlatları, afet İnan, sabiha gökçen, ülkü adatepe, nebile hanım, rukiye erkin, zehra aylin, sığırtmaç mustafa, abdurrahim tuncak, İhsan’dır.

1916 yılında bitlis rus işgalinden kurtarıldığı yıllarda 16 kolordu komutanı mirliva (tuğgeneral) mustafa kemal paşa, savaşta bütün aile fertlerini kaybeden ve kimsesi kalmayan abdurrahim’i evlatlık edindi. abdürrahim bakılması için İstanbul’a annesi zübeyde hanım ve kızkardeşi makbule’nin yanına gönderildi.
yapıtları
tâbiye meselesinin halli ve emirlerin sureti tahririne dair nesayih
takımın muharebe talimi (almanca’dan çeviri - 1908)
cumalı ordugâhı - süvari: bölük, alay, liva talim ve manevraları (1909)
tâbiye ve tatbikat seyahati (1911)
bölüğün muharebe talimi (almanca’dan çeviri - 1912)
zabit ve kumandan ile hasbihal (1918)
nutuk (1927)
vatandaş İçin medeni bilgiler (manevi kızı afet İnan adıyla yayımlandı) (1930)
geometri (isimsiz yayımlandı) (1937)
atatürk’ün ayrıca, 1915-1918 yılları arasında anafartalar, doğu cephesi ve karlsbad’daki hatıralarını yazdığı günlükleri de bulunmaktadır. bunlardan anafartalar muharebatı’na ait tarihçe, türk tarih kurumu tarafından kitap olarak yayımlanmıştır. 1908-1938 yılları arasında mustafa kemal’in imza attığı, yazdığı, söylediği kişisel notları dahil her şeyin toplandığı atatürk’ün bütün eserleri adlı bir ansiklopedi de kaynak yayınları tarafından hazırlanmaktadır.

kaynak: wikipedia


Toplam Cevap : 0 | Ekleyen : Guardian | Kategori : Programlar > Genel


 

Ubuntu nvidia sürücü kurulumu

nvidia sürücüleri için terminal’a:

Kod


sudo apt-get install nvidia-glx nvidia-kernel-common sudo nvidia-glx-config enable


Kod


sudo gedit /etc/x11/xorg.conf


açılan dosyada “device” başlıklı grupta “nv” yi “nvidia” ile değiştirin.

Kod


sudo gedit /etc/x11/xvmcconfig


açılan dosyanın sonuna şunları ekleyin:

Kod


libxvmcnvidia_dynamic.so.1


yukarıda gösterilen şekilde sürücünüzü kurduğunuzda beryl’de pencere kenarlıkları sorunu ile karşılaşabilirsiniz genelde güncel sürücü yüklemek bu sorunu gidericektir.

güncel sürücünüzü yüklemek ve komutlarla uğraşmamak için yararlı bir program.

envy : http://albertomilone.com/nvidia_scripts1.html

envy ile ati ve nvidia sürücülerinizi rahatça yükleyip kaldırabilirsiniz.


Toplam Cevap : 0 | Ekleyen : Guardian | Kategori : Programlar > Genel


 

Raid nedir?

raid


(ucuz aşırı yinelemeli tekerler dizisi, İngilizcesi: redundant array of inexpensive disks), birçok sürücünün, çeşitli sürücülerin paralel çalışmasıyla, tek bir sanal sürücü gibi algılanmasını sağlayan sistemler bütününü içerir. böylece elde olmayan göçmelerde depolanan bilgilerin bellekte korumaya alınma başarım (performance) düzeyini arttırmak mümkün olur.

raid arkasında yatan temeller nelerdir?


tek harddisk ile yapabildikleriniz sınırlıdır. performans arttırayım deseniz, overclock edemiyorsunuz; verileri otomatik yedekleyeyim deseniz, kendiniz yedeklemek zorundasınız. eğer disk kapasitenizi arttırdığınızda disk performansınızı arttırmak istiyorsanız, verilerinizin eş zamanlı yedeklenmesini istiyorsanız sizin bir raid dizesi oluşturmanız gerekiyor demektir. raid, redundant array of inexpensive disks kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. raid dizesinde, iki veya daha fazla diski tek üniteye bağlayarak, disklerin tek başlarına yapamadığı şeyleri yapmanız olanak sağlar. uyguladığınız raid konfigürasyonunu çeşidine göre, raid dizesi ile daha fazla performans, daha fazla veri güvenliği veya her ikisini de elde edebilirsiniz.

raid 0 (striping)


raid 0 konfigürasyonunda, raid kontrolcüsüne en az iki disk bağlayarak bir dizi oluşturuyorsunuz. disk dizisi kullanırken, aynı türden bağlanmış diskler üzerine veriler yazılırken ardışık bloklara bölünerek diskler üzerine dağıtılarak yazdırılıyor. bu ciddi bir performans artışı sağlıyor desek yeridir. bunu daha anlaşılabilir bir şekilde anlatalım. elimizde yazılması gereken 8 kelimelik bir cümle var. dört elimizin olduğunu varsayalım. bir elin bir kelimeyi yazması bir dakika aldığını varsayarsak; kelime sayısını el sayısına göre paylaştırıp yazdırırsak, tek elin 8 dakikada yaptığı işi, dört elimizle 2 dakikada yapmış olacağız. sanırım mantığını anladınız.

sonuç olarak, sistemin veri yazma/okuma performansı ciddi bir şekilde artıyor. çünkü yazdıracağınız veri kaç tane disk bağlıysa o kadar diske paylaştırılarak yazdırılıyor.

dikkatinizi çektiyse, raid 0 konfigürasyonu gerçek bir raid uygulaması değil. çünkü hata töleransı denen bir şey yok. gerçekten burası önemli. raid 0 konfigürasyonundaki hard disklerden bir tanesi göçtüğünde, raid 0 konfigürasyonu içindeki tüm disklerdeki sahip olduğunuz tüm bilgiler de güme gidiyor! örneğin raid 0 uygulamasında sahip olduğunuz 3 adet 10 gblık hard diskinizden birisi su koyu verirse, buzdolabında kötü günler için muhafaza ettiğiniz buz gibi suyunuzu içmek farz oluyor. anlayacağınız 30 gblık verinin hepsi gelmemek üzere gidiyor. burası önemli bir noktaydı.
tabii bu dediklerimiz, performans manyaklarını etkileyecek değil hani. sonuçta ben akıllı adamım, yedeklememi her zaman yaparım diyenler için bir sorun yok elbette.

raid 0 konfigürasyonunu şöyle genel olarak özetleyecek olursak: raid 0 konfigürasyonu için min. 2 diske ihtiyaç duyuyoruz. örneğini ki tane 10 gblık harddisk bağladığımda, bu iki disk tek disk imiş gibi olacaklar ve ikisinin toplam kapasitesi yani 20 gblık kapasite elde etmiş olacağım. raid 0 konfigürasyonun gerçek raid olmadığını çünkü hata toleransının olmadığını belirttik. bundan dolayı, bilgilerin önemli olduğu ortamda kullanılmayan bir konfigürasyondur.

raid 1 (mirroring)


evet diğer raid sistemimiz ise raid 1, diğer adıyla disk aynalama. aynalama teriminden tahmin edeceğiniz üzere şu anlam ortaya çıkıyor : 2 veya daha fazla diskiniz var ve bu disklerin birisindeki bilgiler, diğerine eş zamanlı olarak kayıt ediliyor. %100 veri güvenliği amaç edinilmiş. aniden disk göçtü diyelim. hiç telaş yok. bilgilerin aynalandığı diskten dosyaları tekrar yeni ana diskinize kopyalayarak olayı çözümleyebiliyorsunuz.

gördüğünüz üzere, raid 1 sisteminin diskten veri okuma performansına bir katkısı yok. sadece, ecc (hata bulma & düzeltme ) işleminden dolayı yazma işlemi, yalnız başına kullanılan tek diskli konfigürasyona göre bir yavaşlık gösterebilir.
anlayacağınız üzere, performansın pek önemli olmadığı, verilerin önem arz ettiği konumlarda raid 1 sistemi çok işe yarıyor. zaten bu sisteminde tek amacı veri güvenliği.

raid 0 + 1 ( striping + mirroring )


bu raid konfigürasyonunu oluşturabilmeniz için en az 4 diske ihtiyacınız var. İki disk bir dize oluştururken, diğer iki disk bunların aynası oluyor yani eş zamanlı olarak yedeğini alıyor.
raid 0 + 1 konfigürasyonunu kullandığınız sistemin veri güvenliğinin yanı sıra, yazma ve okuma hızları iyileştiriliyor.

raid 5


raid 5, hard disklerin raid 0 sistemindeki gibi stripe edilmesinin performans katkısının yanı sıra, parite hesaplanmasındaki güvenlik özellikleri beraberinde getiriyor. en az 3 diske ihtiyaç duyuluyor. dizi içerisindeki tüm disklere hem veri hem de parite bilgileri dağıtılarak yazılıyor. 3 disk gerektiğini söylemiştik. 3 disk kullandığımı varsayıyorum. veri yazdırırken, ilk 2 diske veriler yazılıyor, üçüncü diske parite bilgileri kayıt ediliyor. İkinci veri kayıt edişimde ise, başka bir diske parite bilgilerini kayıt ediyor. diğerinde ise başka bir diske… İşte bu dizideki harddisklerden birisi “gıcıklık” yaparsa, en son parite bilgilerinin kayıt edildiği diskten parite bilgileri okunarak, kayıp veriler tekrar inşaa ediliyor. bir tür veri güvenlik sisteminin olduğunu anlamışsınızdır. dolayısı ile, raid 5 sisteminin, veri güvenliğinin çok önemli olduğu konumlarda ve hata düzeltmenin olabildiğince iyi olması gereken yerlerde çok sık kullanıldığını anlamak güç değil.

kaynak : erdal davut , pc labs , luis colorado

not: bir kaç sene önce yazdığım raid konulu makalem.


Toplam Cevap : 0 | Ekleyen : Guardian | Kategori : Programlar > Genel


 





nomly.com:80 Sorry | 165522812 | Nomly

 

 

Sorry, this page has been deleted.

Please visit here : Nomly Blog & Video Search

Blog Search | Video Search | Soru Cevap ( Turkish )